1. Gözü çok yükseklerde olan ve kendini sağcı gösteren biri var.
2. Bu kişinin en önemli özelliği "her devrin adamı" olması.
3. Bu her devrin adamı, ergenekon örgütünün üst düzey görevlisi olduğu bilinen çok ünlü bir medya patronunun emrinden hiç çıkmıyor.
4. Bu çok ünlü medya patronunun, sağcı olarak bilinen, güya yazar olan bir adamı var. Bu medya patronu bu adamı kanalıyla bu her devrin adamı ile bağlantı kuruyor ve BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhinde her türlü faaliyet için her devrin adamına talimat veriyor. Her devrin adamı ile bizzat bağlantı kurmaya tenezzül etmiyor.
5. Bu her devrin adamının kötü iki özelliği var. Biri gizli mason olması. Diğeri de gizli ergenekon örgütünün en gizli ve en korkak üyesi olması.
6. Bu her devrin adamının ana özelliği, devletin en kilit noktalarında çok fazla adamı olmasıdır. Sağcılardan ve solculardan her devrin adamı mantığı ile yaklaştığı çok fazla kişi var.
7. Bugün Sayın Adnan Oktar ve BAV'a karşı oynanan oyunun arkasında bu her devrin adamı ve organize ettiği kişiler vardır.
8. Halen de sinsice ve korkakça bu oyuna devam etmektedir.
9. Gözü dönmüş bir pervasızlıkla ve akıl almaz bir çirkin cesaretle son derece kanunsuz ve hukuksuz eylemlerini uygulatmaktan çekinmiyor. Kendince kanunların bazı boşluklarından ve bazı devlet görevlilerinin yetkilerinden istifade ettiği için kimse de bu duruma karşı bir şey yapamamaktadır.
10. "Bu kanunsuzluklar neden böyle?" diye sorduğumuz her uzman hukukçu: "Bu olaylarda çok üst düzeyden müdahale var. Bu olacak iş değil. Bir olağanüstülük var." şeklinde cevap vermektedirler.
11. Şu an Sayın Adnan Oktar ve BAV'a karşı her devrin adamının öncülüğünde cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir kanunsuzluk ve hukuksuzluk devam ediyor.
Sayın Aydın Doğan,
Türk Halkı Artık Yalana İnanmıyor
“Kuşlar aslında sürüngen mi?”, “Atamız mikrop mu?”, “Atamız tarla faresi mi?”, “Atamız solucan mı?” gibi başlıklarla verilen haberler uydurma izahlardır. Hiçbirinin gerçeklikle uzaktan yakından alakası yoktur.
Daha önce size önemli bir bilgi vermiştik. Türk halkının %90’ının evrim teorisine inanmadığını belirtmiştik. Türkiye’de istediğiniz kişiye sorun, gençler arasında bir araştırma yapın, evrim yalanına inanan kimseyi bulamayacağınızı söylemiştik. Bu yüzden Türk halkının artık aldatılamadığını, evrim haberlerine gülüp geçtiklerini belirtmiştik. Ancak buna rağmen, size bağlı yayınlarda yine köhne evrim haberleri, aynı yakışıksız üslup ile yayınlanmaya devam etmektedir.
Oysa insanlarımız, evrim yalanını deşifre eden, elleriyle dokunabildikleri, bizzat inceledikleri sarih delillerle, yani 100 milyon fosil ile muhatap olmuşlardır. Bu nedenle Yaratılış gerçeğini ispat eden 100 milyon delil karşısında, “tüylü dinozor bulundu”, “balıklar karaya çıktı” gibi insanların ezbere bildikleri sahte haberleri tekrar tekrar ortaya sürmek, bir fayda getirmemektedir ve getirmeyecektir.
Türk halkı, “atalarımız şempanzeydi”, “atalarımız kanguruydu”, “atalarımız mikroptu” safsatalarına artık gülüp geçiyor. Onları bu yalanlarla aldatmaya çalışmak yakışık almamaktadır.
ÇÜNKÜ EVRİM YIKILMIŞTIR.
Ara fosil olmadığı gerçeğini DARWİN BİLE İTİRAF ETMİŞTİR. Darwin, Türlerin Kökeni kitabında, oldukça öngörülü bir şekilde, tek bir tane bile ara fosil olmadığını ve bu gerçeğin teorisine karşı sunulabilecek en büyük itiraz olduğunu açıkça ifade etmiştir:
Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, NEDEN SAYISIZ ARA GEÇİŞ FORMUNA RASTLAMIYORUZ? Neden bütün doğa BİR KARMAŞA HALİNDE DEĞİL DE, tam olarak TANIMLANMIŞ VE YERLİ YERİNDE? SAYISIZ ARA GEÇİŞ FORMU OLMALI, FAKAT NİÇİN YERYÜZÜNÜN SAYILAMAYACAK KADAR ÇOK KATMANINDA GÖMÜLÜ OLARAK BULAMIYORUZ... NİÇİN HER JEOLOJİK YAPI VE HER TABAKA BÖYLE BAĞLANTILARLA DOLU DEĞİL? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya ÇIKARMAMAKTADIR ve belki de BU BENİM TEORİME KARŞI İLERİ SÜRÜLECEK EN BÜYÜK İTİRAZ OLACAKTIR. (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)
İnsan Genom Projesi direktörü Francis Collins, bir ateistken, DNA'daki muhteşem bilgi karşısında Allah'a iman ettiğini açıklamıştır.
Gerçekten de, yeryüzü katmanlarında şimdiye dek 100 milyondan fazla fosil bulunmuştur. Fakat bunların TEK BİR TANESİ BİLE ARA FOSİL DEĞİLDİR.
Bulunan 100 milyon fosil, tıpkı Darwin’in tespit ettiği gibi DOĞANIN BİR KARMAŞA İÇİNDE OLMADIĞINI, TAM, MÜKEMMEL VE KUSURSUZ CANLILARDAN OLUŞTUĞUNU ortaya çıkarmıştır.
Yeryüzünde soyu tükenmiş olan fakat birbirine benzeyen çok fazla hayvan vardır. Ama bu onların ARA FOSİL OLDUĞUNU GÖSTERMEZ. Bu canlıların tamamı, HİÇBİR EKSİK VEYA KUSURLU YAPIYA SAHİP OLMAKSIZIN, MÜKEMMEL HALLERİ İLE YOKTAN VAR OLMUŞLARDIR.
Darwin de bunu bilmektedir. Ve bu gerçekler, tam da Darwin’in beklediği şekilde teorisi için EN BÜYÜK İTİRAZ olarak ortaya çıkmıştır yani DARWİNİZMİ YERLE BİR ETMİŞTİR.
Bütün bunların üstüne, yeni bilimler HÜCRENİN, KROMOZOMLARIN, PROTEİNLERİN OLAĞANÜSTÜ KOMPLEKSLİKTE olduğunu göstermiştir.
Bu kütüphanedeki bilgilerin benzeri yüz trilyonlarca bilgi insan bedeninde mikro kodlanmış olarak mevcuttur.
Tek bir kromozomda 1 milyon sayfalık bilgi vardır. Bir insan hücresinde ise 46 kromozom bulunur. 100 trilyon hücreden oluşan insan bedeninde yüz trilyonlarca bilgi mikrokod sistemi ile kodlanmıştır. Bu olağanüstü yapının tesadüflerle açıklanması elbette imkansızdır.
DNA’nın içinde BİR MİLYON ANSİKLOPEDİ SAYFASINI DOLDURACAK miktarda bilgi olduğu ve böyle muhteşem bir yapının TESADÜFEN MEYDANA GELMESİNİN İMKANSIZ olduğu keşfedilmiştir.
Her şeyin en temel yapıtaşı olan atomların KUSURSUZ BİR DÜZENE VE MUHTEŞEM BİR KOMPLEKSLİĞE sahip olduğu anlaşılmıştır.
Bütün bu gerçekler karşısında evrim teorisi kesin ve büyük bir çöküş yaşamıştır. Bu nedenle dinozorun tüylenip kuşa dönüştüğü haberlerini insanlar artık bir masal gibi dinlemektedirler.
Tarihte her zaman kuşlar kuş, dinozorlar da dinozor olarak var olmuşlardır. Dilerseniz bunun kanıtını gösteren 125 milyon yıllık LIAONINGORNIS fosilini ve 120 milyon yıllık CONFUCIUSORNIS fosilini kendiniz bizzat inceleyebilirsiniz. Milyonlarca yıl önce mükemmel şekilde uçan, mükemmel yapıya sahip olan bu kuşlar, günümüz kuşlarından farksızdır. Bugün nasıl yoktan yaratılmışlarsa, bundan yüz milyonlarca yıl önce de yoktan, Rabbimiz olan Yüce Allah’ın dilemesi ve emriyle yaratılmış, var edilmişlerdir.
Darwinistler saniyede 500 kere kanat çırpan, mükemmel özelliklere sahip bir sineğin nasıl varolduğunu açıklayamazken insanları, sinek avlamaya çalışan dinozorların kanatlanıp uçtuğu masalı ile kandırmaya çalışmaktadırlar.
Sayın Aydın Doğan,
Bu gerçeği tüm Türk halkı biliyor. Halkımız gerçeklerden habersizmiş gibi davranmak, Yaratılış gerçeğini ispat eden 100 milyon delile rağmen hala onları evrim masallarına inandırmaya çalışmak Türk halkını küçük görmektir, yakışık almamaktadır.
İşte bu sebeple, yayın organlarınızda artık lütfen doğru olmayan haberlerin çıkmasına izin vermeyin. Yıkılmış bir teoriyi savunmak uğruna, halkımızın aldatılmaya çalışılmasına müsade etmeyin.
Sayın Ertuğrul Özkök, Darwinizm’in asrın en büyük kitle aldatmacası olduğunu kanıtlayan şu gerçeklerden haberdar mısınız?
Yeraltından çıkarılmış fosil sayısının 100 MİLYONU GEÇTİĞİNDEN, bunların aralarında BİR TANE BİLE ARA FOSİL BULUNMADIĞINDAN, bir kısmı halen yaşamakta olan canlılara ait olan bu fosillerin, mükemmel yapılarıyla YARATILIŞ GERÇEĞİNİ İSPAT ETMİŞ OLDUĞUNDAN haberiniz var mı?
Tek bir proteinin tesadüfen meydana gelme ihtimalinin 10950’de “1” olduğundan, bunun ise “SIFIR” İHTİMAL anlamına geldiğinden, tek bir proteinin oluşumunu açıklayamayan Darwinistlerin, yüzlerce hatta binlerce proteine ve mitokondri, hücre zarı, koful, hücre çekirdeği, ribozom ve DNA gibi olağanüstü yapılara sahip tek bir HÜCRENİN OLUŞUMUNA HİÇBİR AÇIKLAMA GETİREMEDİKLERİNDEN haberiniz var mı?
İnsanın hayali evrimine delil gösterilmeye çalışılan BÜTÜN KAFATASLARININ SAHTE OLDUĞUNDAN, bunların bir kısmının Darwinistler tarafından kimyasallar ve tutkal yardımıyla ÜRETİLDİĞİNDEN, bir kısmının da SOYU TÜKENMİŞ maymun veya insan soylarına ait olduğundan, Darwinistlerin 150 yıldır bu sahte kafataslarıyla İNSANLARI ALDATMAYA ÇALIŞTIKLARINDAN haberiniz var mı?
Tek bir kromozomda 1 MİLYON SAYFALIK BİLGİ olduğundan, dolayısıyla 100 trilyon hücreden oluşan insan bedeninde YÜZ TRİLYONLARCA bilginin mikrokod sistemi ile kodlanmış olduğundan, bu olağanüstü sistem içindeki tek bir parçanın bile TESADÜFEN OLUŞMASININ İMKANSIZ olduğundan haberiniz var mı?
TEK BİR TANE BİLE ARA FOSİL OLMADIĞINDAN haberiniz var mı?
Ara fosil yokluğunun teorisine en büyük itiraz olacağını, yani terosini yıkacağını ve yok edeceğini DARWİN’İN BİZZAT KENDİSİNİN İTİRAF ETMİŞ olduğundan haberiniz var mı:
Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, NEDEN SAYISIZ ARA GEÇİŞ FORMUNA RASTLAMIYORUZ? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, TAM OLARAK TANIMLANMIŞ VE YERLİ YERİNDE? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak BULAMIYORUZ... Niçin HER JEOLOJİK YAPI VE HER TABAKA BÖYLE BAĞLANTILARLA DOLU DEĞİL? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de BU BENİM TEORİME KARŞI İLERİ SÜRÜLECEK EN BÜYÜK İTİRAZ OLACAKTIR. (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)
Tüm canlı çeşitliliğinin yaklaşık 530 milyon yıl önce yeryüzünde ANİDEN belirmiş olduğundan ve canlıların aşamalarla evrimleştikleri yalanını tümüyle ortadan kaldıran kompleks KAMBRİYEN CANLILARININ Darwin’e “fosil kayıtlarındaki EN BÜYÜK RAHATSIZLIKLARDAN BİRİNİ vermiş olduğundan” haberiniz var mı? (Stephen J. Gould, The Panda’s Thumb, 1980, s. 238-239)
Darwinistlerin, YARATILIŞ GERÇEĞİNİ İSPAT ETTİKLERİ İÇİN, 530 milyon yıl öncesine ait Kambriyen fosillerini 70 YIL, 65 milyon yıllık papağan fosilini günümüz papağanı ile aynı olduğu için 40 YILSAKLADIKLARINDAN ve şu an mevcut 100 milyon fosilin tümünü de, bugüne kadar insanlardan SAKLAMIŞ OLDUKLARINDAN haberiniz var mı?
Darwinistlerin 150 yıldır sürekli olarak SAHTE FOSİL ÜRETTİKLERİNDEN, bu sahte fosilleri dünyanın en büyük müzelerinde onlarca yıl boyunca sergilediklerinden ve sahtekarlıkları anlaşıldığında ise alelacele bunları HASIRALTI ETTİKLERİNDEN haberiniz var mı?
ARCHAEOPTERYX’İN bir ara fosil değil, MÜKEMMEL BİR UÇUCU KUŞ OLDUĞUNDAN, Archaeopteryx ile AYNI DÖNEMDE YAŞAYAN günümüz kuşlarından farksız uçucu kuşların fosillerinin bulunmuş olduğundan, dolayısıyla “ara fosil Archaeopteryx” aldatmacasının TARİHE GÖMÜLMÜŞ OLDUĞUNDAN haberiniz var mı?
Darwinistlerin yıllardır en büyük ara form örneği olarak göstermeye çalıştıkları Coelacanth’ın günümüzde yaşayan MÜKEMMEL KOMPLEKSLİKTE bir canlı olduğundan, Darwinistlerin denizden karaya adım attığını iddia ettikleri bu canlının, SIĞ SULARA ÇIKTIĞINDA BİLE SUYUN İÇİNDE OLDUĞU HALDE HEMEN HAYATINIKAYBEDEN ancak 180 M DERİNLİKLERDE YAŞAYABİLEN bir dip balığı olduğundan ve bu canlının yaşayan örneğinin günümüzde 200’DEN FAZLA KEZ yakalanmış olduğundan haberiniz var mı?
Atın evrimi masalının bir SAHTEKARLIK olduğundan, yaklaşık 50 milyon yıl önce dört tırnaklı tilki büyüklüğündeki canlıdan tek tırnaklı ata hayali geçişi göstermek için farklı dönemde yaşayan alakasız canlılardan sahte evrim masalı oluşturulmuş olduğundan ve bu sahte masalın 50 milyon yıl öncesine ait bulunmuş at kafatası fosilleri ile YERLE BİR OLMUŞ olduğundan haberiniz var mı?
KAPKARANLIK BEYNİN İÇİNDE, elektrik sinyallerinin rengarenk, hareketli, canlı ve kusursuz detaylara sahip birer görüntü şekline dönüştüğünden ve bunu TESADÜFLERLE AÇIKLAMANIN İMKANSIZ olduğundan haberiniz var mı?
Kapkaranlık beynin içinde en kaliteli televizyonda bile oluşmayan netlikte görüntü oluştuğundan, en kaliteli müzik setinden çok daha güçlü netlikte ses oluştuğundan ve bunun TESADÜFLERLE MEYDANA GELMESİNİN İMKANSIZ olduğundan haberiniz var mı?
Darwinistlerin, beynin içinde elektrik sinyallerinden oluşan dünya içinde görenin, dokunanın, koklayanın, duyanın, hissedenin “KİM” olduğu sorusuna hiçbir cevap veremediklerinden; yalnızca maddenin varlığına inanan Darwinizm savunucularının RUHUN VARLIĞINA hiçbir açıklama getiremediklerinden haberiniz var mı?
Yaratılış Atlası’nın tüm dünya çapında DARWİNİZM’İ KESİN VE GERİ DÖNÜLEMEZ BİÇİMDE YERLE BİR ETMİŞ OLDUĞUNDAN haberiniz var mı?
Sayın Ertuğrul Özkök,
Darwinizm’in büyük bir safsata ve bilimsel hiçbir dayanağı olmayan bir aldatmaca olduğunu görebilmek için bu gerçeklerden haberdar olmalısınız. Masabaşından kalkıp etrafınızda olup bitenleri yakından incelemelisiniz. Fosil sergilerine gidip bakmalı, fosilleri yakından incelemeli, fosil sergilerine giden halkımızın fikirlerini ve görüşlerini öğrenmelisiniz. Kesin deliller karşısında insanlarımızın, evrimin bir sahtekarlık olduğunu anlamış ve buna ikna olmuş olduğuna kendiniz şahit olmalısınız. Gençlerle konuşmalı, Türkiye’de gençlerin arasında evrime inanan tek bir kişi bile kalmadığını kendi gözlerinizle görmelisiniz. Yaratılış Atlası’nın dünya çapındaki etkisini yakından takip etmeli ve insanların gerçek bilimsel deliller görünce evrime savaş açmış olduklarını, artık “Darwinistim” demenin ”artık bilimsellikten uzağım” anlamına geldiğini kendiniz müşahade etmelisiniz. Daha gerçekçi olmalı, olayları bu gerçeklere göre değerlendirmelisiniz. Sizi www.netcevap.org, www.evrimaldatmacasi.com, www.yaratilismuzesi.com, www.aragecisacmazi.com, www.amberlerdarwiniyalanliyor.com, www.darwinistpanik.com ve www.darwinizminsonu.com sitelerine davet ediyoruz. Bu sitelere girerseniz bilimsel mantıklı izahları bütün gerçekliği ve açıklığı ile göreceksiniz.
Saygılarımızla,
Hürriyet Gazetesi Artık Kangurulardan Medet Umuyor
Hürriyet ve Radikal gazetelerinde ve diğer bazı yayınlarda 19 Kasım 2008 tarihinde yayınlanan bir haberde, "kanguruların genetik akrabamız" çıktığı haber veriliyordu. Keseli hayvanların genetik kod haritasının çıkarıldığı ve kanguruların genetiğinin insana benzediğinin anlaşıldığı iddiasında bulunulan söz konusu haberler, yine çürük evrim masallarının tanıdık örneklerinden birini oluşturuyordu.
Darwinistler zaman zaman çeşitli sonuçsuz teşebbüslerle evrim teorisini gündemde tutmaya çalışırlar. Fakat bunu bilimsel delillerle yapamazlar. Çünkü bilimsel tüm bulgular evrimi kesin olarak yalanlamakta, çürütmektedir. Bunu çok iyi bildiklerinden evrim yalanını ayakta tutacak bir spekülasyon yolu bulmaya çalışırlar. Üzerinde propaganda yapabilecekleri malzeme ararlar. Tıpkı soyu tükenmiş insan ve maymun kafataslarını insanın sahte evrimine delil göstermeye çalıştıkları gibi, canlılardaki genetik benzerlikleri de "ortak ata" hikayesine bir kanıtmış gibi sunmaya çalışırlar.
Fakat bu konuda yalan söylemektedirler. Bilimsel veriler bu gerçeği kanıtlamıştır.
Sözde ortak ata hikayesinde uzun zaman gündem yapılmaya çalışılan şempanze genomu ile benzerlik iddiası, Darwinistlere öylesine büyük bir hayal kırıklığı yaşatmıştır ki, şimdi bu sahte hikayeyi kangurulara döndürmeye çalışmaktadırlar. Darwinistler uzunca bir zaman şempanze ile insan genomları arasındaki sözde %99.4'lük benzerlik olduğu iddiasını önemli bir spekülasyon malzemesi olarak kullanmışlardır. Öyle ki, insanlara, şempanze genom çalışmalarının daha henüz başlangıç aşamasında olduğu, söz konusu benzerliğin insan genomunun yalnızca binde 3'ü üzerinde yapılan bir karşılaştırmaya dayandığı söylenmemiştir. Şempanze genomu projesi genişledikçe, insan ve şempanze genomları arasındaki fark ciddi şekilde artmaya başlamış, daha önce iddia edilen %99.4'lük benzerlik oranı bir evrimcinin sözleriyle "üzüntü verici derecede hatalı" olarak tanımlanmıştır. Gerçekleşen çalışmalar, insan ve şempanzelerde ortak olarak tanımlanan genlerin bile ciddi farklar içerdiklerini, amino asit dizilimleri farklı olan genlerin insandan farklı işlevler üstlendiklerini göstermiştir. Dolayısıyla insan-şempanze genom benzerliği üzerindeki tüm iddialar yalnızca birer spekülasyondur, gerçekleri yansıtmamaktadır.
Darwinistleri dehşete düşüren bu önemli gerçekler, Darwinist yayınları, üzerinde spekülasyon yapacakları yeni bir konu arayışına sürüklemiştir. Öyle ki Darwinizm yanlısı yayınlar yapan gazeteler insanın kangurudan, hatta "fareden" ne zaman ayrıldığının propagandasını yapmaya başlamış, bu demagojinin insanlar üzerinde etkili olduğunu zannetmiştir. Darwinist yayınların panik içindeki bu ata bulma çabaları daha önce de pervasız, hatta komik örneklerle gündeme gelmiş, söz konusu yayınlar insanın atasının "karıncayiyen" olduğunu, "mikrop" olduğunu, hatta "patates" olduğunu iddia etmekte sakınca görmemişlerdir.
İnsan vücudunda 100 trilyon hücre bulunmaktadır, hücrelerde bulunan her bir DNA molekülünde ise bir kütüphane dolusu bilgi saklıdır. Bu durumda, bir insan vücudundaki bilgiyi barındıran bu şekilde yüz trilyon kütüphane olması gerekir. Ancak burada esas önemli olan bu bir kütüphanelik bilginin özel bir dizilim ile kodlanmış olmasıdır.
Canlılarda elbette genetik benzerlikler olması doğaldır. Canlıların genetik yapısı benzer malzemelerden oluşmakta, canlılar yaşamak için aynı malzemeleri tüketmekte, aynı ortamı paylaşmaktadırlar. Nitekim insanın genleri, belli oranlarda başka birçok canlıyla benzeşir. Örneğin insan ve nematod solucanlarının genleri arasında %75 benzerlik vardır ama bu durum insanın %75 solucan olduğunu göstermez. Muz ve insan arasında da %50 benzerlik vardır ama bu benzerlik de insanın %50 muz olduğunu göstermemektedir. İki canlı arasında aynı genler bulunsa bile bunların dizilim farklılığı nedeniyle tamamen farklı şekilde çalıştıkları bilinmektedir. Tıpkı şempanzede olduğu gibi. Muzdaki benzer genlerin nasıl insandaki gibi çalıştığı iddia edilemezse, şempanzede, kanguruda veya nematod solucanlarında da böyle bir şey iddia edilemez. İnsanı insan, kanguruyu kanguru, muzu da muz yapan genler, o canlılara ait olarak yaratılmış olan özgün genlerdir ve bu Rabbimiz'in üstün ve benzersiz yaratışına önemli birer delildirler.
Darwinistlerin bu tip demagojileri bırakıp evrim teorisini destekleyecek tek bir tane bile olsa bilimsel delil getirmeleri gerekmektedir. Genler üzerine spekülasyonlar yaparken, muhteşem komplekslikteki genlerin açıklamasını yapabiliyor olmaları gerekir. Ama evrimi destekleyen tek bir delil bile yoktur. Genlerin varlığı, canlıların kökenini tesadüflere bağlayan evrim teorisini çürütmek için yeterlidir. Çünkü gen, sahip olduğu komplekslikle, yaşamın bir rastlantı eseri olmadığının, yaratıldığının açık kanıtlarından biridir.
Aslında söz konusu yayınlar, Darwinizm'in yıkılışının paniği içindeki evrim savunucularının boşa çırpınışlarını ifade eder. Darwinistler bu panik içinde öylesine pervasızlaşırlar ki, insanları komik iddialarla aldatabilme peşindedirler. Bilimsellik kisvesi atında hiç gocunmadan bir gazete sayfasında insanlara kanguru atalarından geldiğini, aslında bir karıncayiyen olduğunu ve hatta yalnızca bir mikrop olduğunu söyleyebilecek kadar ileri gitmişlerdir. 150 yıldır süren Darwinist aldatmaca, sınırını aşmış, insanlar adeta masallara inanan çocuk yerine konulmaya çalışılmıştır. Darwinist mantık taşıyan yayınların kabul edemedikleri gerçek şudur: İnsanlar artık aldatılamamaktadırlar. İnsanlar, Darwin'in safsatalarına artık inanmamaktadırlar. Demagojiyle yalan dayatma dönemi çoktan sona ermiştir. İnsanlar, Allah'ın tüm varlıkların Yaratıcı'sı olduğuna ve her varlığı yalnızca "OL" emri ile yoktan yarattığına inanmaktadırlar. İşte bu yüzden aldatmacayla ayakta kalma devri sona ermiştir. 20 yıl, 30 yıl, 40 yıl önceki bayat bilgileri yeni bir bilgi gibi tazeleyip halkın önüne sunmak doğru değildir. Darwinizm yıkılmıştır, Darwinist sahtekarlığın gerçek yüzü ortaya çıkmıştır ve Darwinistler artık dünyayı aldatamamaktadırlar.
Artık günümüzde Darwinizm'i çürüten deliller çok net ve açıktır. Paleontoloji biliminin ortaya çıkardığı ve evrimin olmadığını açıkça gösteren 100 milyon şimdiki canlılarla aynı olan fosil varken genetikten, oradan buradan delil çıkarmaya çalışmak beyhude bir çabadır. Bilakis genlerin kompleksliği anlaşıldıkça, insanın genom projesi dahilinde ortaya çıkan mucizeler görüldükçe, Darwinizm'in bir aldatmaca olduğu çok daha net anlaşılmıştır. İnsan genomu projesi direktörü ve İnsan Genomu Araştırma Merkezi başkanı eski ateist olan tıp doktoru Francis Collins, DNA'daki kompleksliği ve zerafeti gördükten sonra Allah'a iman ettiğini açıklamıştır. Collins, DNA'daki üstün yaratılışı Allah'ın mucizesi olarak tanımlamış, insan genomunu inceledikçe Allah'a daha fazla yaklaştığını ifade etmiştir.
Canlı organizmaların kompleksliği anlaşıldıkça, Darwinizm'in yanlışlığı daha fazla anlaşılmaktadır. Hürriyet ve Radikal gazetelerine tüm dünyanın gördüğü bu gerçeği görmelerini, insanların %90'ının artık Darwinizm'e inanmadığını kabul etmelerini ve çürük safsatalarla insanları aldatamayacaklarını anlamalarını tavsiye ediyoruz.
İnsan, genetik olarak solucanlara, muza, hatta patatese de benzemektedir. Genetik benzerliklerin evrime delil gösterilmeye çalışılması yalnızca insanları aldatmaya yönelik beyhude bir çabadır.
SAYIN AYDIN DOĞAN
TÜRK HALKI ARTIK YALANA İNANMIYOR
Sayın Aydın Doğan,
İsterseniz tüm Türk halkına sorun: Halkımızın %90'ı Darwin'e inanmıyor. Bu yüzden size bağlı yayın organlarında Darwinizm'le ilgili aldatıcı haber çıkarılmasına lütfen izin vermeyin.
Türk halkı, "atalarımız şempanzeydi", "atalarımız kanguruydu", "atalarımız mikroptu" safsatalarına artık gülüp geçiyor. Onları bu yalanlarla aldatmaya çalışmak yakışık almamaktadır.
Darwin döneminin, 1900'lü yılların köhne bilim anlayışı ile yapılan aldatmacalar, bugün geçerliliğini yitirmiştir. Elektron mikroskobunun olmadığı, günümüz bilim adamları tarafından New York şehrinden daha kompleks olarak nitelendirilen "hücre"nin yalnızca içi su dolu baloncuk zannedildiği bir dönemin cahil bilim anlayışını bugüne uyarlayarak insanlarımızı aldatmaya çalışmak büyük bir hatadır.
Bu kütüphanedeki bilgilerin benzeri yüz trilyonlarca bilgi insan bedeninde mikro kodlanmış olarak mevcuttur.
Tek bir kromozomda 1 milyon sayfalık bilgi vardır. Bir insan hücresinde ise 46 kromozom bulunur. 100 trilyon hücreden oluşan insan bedeninde yüz trilyonlarca bilgi mikrokod sistemi ile kodlanmıştır. Bu olağanüstü yapının tesadüflerle açıklanması elbette imkansızdır.
20 yıl, 30 yıl, 40 yıl önceki bayat bilgileri yeni bilgiler gibi tazeleyip halkımızın önüne sunmak doğru değildir. Genetik bilimi, DNA gibi muhteşem bir molekülün içinde 1 milyon ansiklopedi sayfası kadar bilgi olduğunu ortaya çıkarmıştır. Yani insan bedeninde yüzlerce trilyon sayfalık bir kütüphane vardır. Hücrenin içine mikrokod sistemi ile işlenmiş bu bilgi Darwinizm'i tam anlamıyla çökertmektedir.
Bu muhteşem bilgi ile karşılaşan İnsan Genomu Projesi direktörü ve İnsan Genomu Araştırma Merkezi başkanı eski ateist olan tıp doktoru Francis Collins, DNA'daki kompleksliği ve zerafeti gördükten sonra Allah'a iman ettiğini açıklamıştır. Collins, DNA'daki üstün yaratılışı Allah'ın mucizesi olarak tanımlamış, insan genomunu inceledikçe Allah'a daha fazla yaklaştığını ifade etmiştir.
İnsanın ve diğer canlıların genom yapıları üzerinde yapılan yeni keşifler, "ortak ata" safsatasının geçersizliğini net bilimsel delillerle ortaya çıkarmıştır. Henüz küçük bir kısmı çözülen şempanze genomu üzerinde yapılan çalışmalar arttıkça, insan ve şempanze arasındaki sahte benzerlik iddiasının büyük bir yalan olduğu ortaya çıkmıştır. "Kanguru atamızdı", "fareden geldik" iddiaları, işte bu yenilginin ve bu hayal kırıklığının örtbas edilmesi için ortaya atılmış sahte iddialardır.
İnsan Genom Projesi direktörü Francis Collins, bir ateistken, DNA'daki muhteşem bilgi karşısında Allah'a iman ettiğini açıklamıştır.
İnsan her zaman insan, kanguru her zaman kanguru, maymun her zaman maymundur. Canlılar hiçbir değişime uğramamışlardır, milyonlarca yıl önce de bugünkü görünümlerindedirler. Fosiller bu gerçeği ispat etmiştir. Türkiye'de yapılan fosil sergilerinde bu gerçeği insanlarımız tüm açıklığıyla görmüşlerdir.
Artık halkımız evrim teorisine inanmamaktadır. Halkımız, Darwinizm'in büyük bir safsata ve sahtekarlık olduğunu bilmektedir. Artık Türk halkı aldatılamamaktadır. Çocukça izahlar ve masallarla aldatma dönemi çoktan geçmiştir.
Türk milleti, tüm varlıkları Allah'ın yarattığına inanmaktadır. Yaratılmış tüm delillerin, muhteşem yapısıyla DNA'nın, genlerin ve hücrenin, canlılardaki muhteşem sanatın üstün Yaratıcı'mız Allah'ın eseri olduğunu bilmekte, bu gerçeği açıkça görmektedirler. Bu yüzden, 40 yıl öncesinin köhne Darwinist aldatmacaların halkımız üzerinde bir etkisi olmayacaktır.
İşte bu sebeple, yayın organlarınızda artık lütfen doğru olmayan haberlerin çıkmasına izin vermeyin. Yıkılmış bir teoriyi savunmak uğruna, halkımızın aldatılmaya çalışılmasına müsade etmeyin. Sizin gibi bir Anadolu evladına bu yakışmamaktadır.
Artık tüm dünyanın kabul ettiği gerçeği, Darwinizm'in çöktüğü gerçeğinin yayın organlarınızca kabul edilmesini sağlayın. Evrim teorisi bugün, biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, paleontoloji, biyokimya gibi tüm bilim dallarının bilimsel bulgularla yıkıma uğrattığı bir teoridir. Bunu bütün dünya bilirken böyle bir şey yokmuş gibi davranmak doğru, dürüst gazetecilikle bağdaşmamaktadır.
Saygılarımızla,
Tek bir DNA'daki bilgi, Britannica Ansiklopedisi'ndeki bilginin 40 katı kadardır. Bu muhteşem bilginin tesadüfen oluşması imkansızdır.
Darwinistler uzunca bir zaman, şempanze ile insan genomları arasındaki sözde %99.4'lük benzerlik olduğu iddiasını önemli bir spekülasyon malzemesi olarak kullanmışlardır. Öyle ki, insanlara, şempanze genom çalışmalarının daha henüz başlangıç aşamasında olduğu, söz konusu benzerliğin insan genomunun yalnızca binde 3'ü üzerinde yapılan bir karşılaştırmaya dayandığı söylenmemiştir. Şempanze DNA'sından alınıp incelenen gen sayısı 97 ile sınırlıdır. Bu, insan genomunda bulunduğu bilinen en az 30.000 genin sadece %0.3'üdür (binde üç). Bu, binlerce sayfası olan bir kitabın yalnızca üç paragrafını okumak gibi bir şeydir. Şempanze genomu projesi genişledikçe, insan ve şempanze genomları arasındaki fark ciddi şekilde artmaya başlamış, daha önce iddia edilen %99.4'lük benzerlik oranı bir evrimcinin sözleriyle "üzüntü verici derecede hatalı" olarak tanımlanmıştır.
Gerçekleşen çalışmalar, insan ve şempanzelerde ortak olarak tanımlanan genlerin bile ciddi farklar içerdiklerini, amino asit dizilimleri farklı olan genlerin şempanzelerde, insandan farklı işlevler üstlendiklerini göstermiştir. Dolayısıyla insan-şempanze genom benzerliği üzerindeki tüm iddialar yalnızca birer spekülasyondur, gerçekleri yansıtmamaktadır.
Canlılarda elbette genetik benzerlikler olması doğaldır. Canlıların genetik yapısı benzer malzemelerden oluşmakta, canlılar yaşamak için aynı malzemeleri tüketmekte, aynı ortamı paylaşmaktadırlar. Nitekim insanın genleri, belli oranlarda başka birçok canlıyla benzeşir. Örneğin insan ve nematod solucanlarının genleri arasında %75 benzerlik vardır ama bu durum insanın %75 solucan olduğunu göstermez. Muz ve insan arasında da %50 benzerlik vardır ama bu benzerlik de insanın %50 muz olduğunu göstermemektedir. İki canlı arasında aynı genler bulunsa bile bunların dizilim farklılığı nedeniyle tamamen farklı şekilde çalıştıkları bilinmektedir. Tıpkı şempanzede olduğu gibi. Muzdaki benzer genlerin nasıl insandaki gibi çalıştığı iddia edilemezse, şempanzede, kanguruda veya nematod solucanlarında da böyle bir şey iddia edilemez. İnsanı insan, kanguruyu kanguru, muzu da muz yapan genler, o canlılara ait olarak yaratılmış olan özgün genlerdir ve bu Rabbimiz'in üstün ve benzersiz yaratışına önemli birer delildirler.
Darwinistlerin genler üzerinde spekülasyon yaparken, öncelikle muhteşem komplekslikteki genlerin açıklamasını yapabiliyor olmaları gerekmektedir. Fakat Darwinistlerin genlerin oluşumu hakkında getirebildikleri tek bir açıklama bile yoktur. Tek bir DNA sarmalı, içerdiği 1 milyon ansiklopedi sayfasını kapsayan bilgi ile tüm evrimci iddialara meydan okumaktadır. Tek bir DNA sarmalındaki bu bilgi, dünyanın en büyük ansiklopedisi olan Britannica Ansiklopedisi'ndeki bilgilerin tam 40 katıdır. Bu olağanüstü bilgi her bir hücrede 46 kere, 100 trilyon hücrelik bir insan bedeninde ise trilyonlarca kere tekrar etmektedir. Her gün, 24 saat boyunca, hiç durmadan, her saniyede insanın gen bilgilerinden bir tanesi okunacak olsa, bu işlemin tamamlanması için 100 yıl geçmesi gerekir. DNA'daki bilginin kitap haline getirildiğini varsaydığımızda ise, bu kitapları üst üste koyduğumuz takdirde, kitapların yüksekliği 70 metreye erişecektir. Yapılan tespitlere göre, bu dev ansiklopedi yaklaşık 3 milyar farklı "konu"da bilgiye sahiptir. Eğer DNA'daki bilgileri kağıt üzerine yazılı hale getirseydik, kağıtların uzunluğu Kuzey Kutbu'ndan Ekvator'a kadar uzanacaktır.
DNA, muhteşem kompleks yapısı ve içerdiği bu olağanüstü bilgiyle, tek başına, evrim teorisini çürüten muhteşem bir delildir. Bu üstün eser ve içindeki olağanüstü bilgi, Yüce Rabbimiz'in muhteşem bir sanatıdır. Yüce Allah bir ayetinde şöyle buyurmaktadır:
Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)
Sayın Ertuğrul Özkök 16 Kasım 2008 tarihli yazısında, Allah'a olan inancını dile getirmiş, hayatının hiçbir döneminde Yaradan'ın varlığını inkar etmediğini belirtmiş. Bunlar çok güzel ve takdire şayan ifadeler. Fakat Sayın Özkök'ün yazısındaki ölüm ve ahiret konusundaki ifadelerinden, ölümden sonra hayatın varlığına inanmadığı, dolayısıyla İslamiyet'e de inanmadığı anlaşılıyor. Sayın Özkök'ün, insanın, amaçsızca, sadece yaşayıp ölmek için yaratılmış bir varlık olduğuna inanarak büyük bir yanılgıya düştüğü anlaşılıyor.
Sayın Özkök;
Eğer düşündüğünüz gibi insanın tüm varlığı ölüm ile sona eriyorsa, o zaman tüm kainat amaçsız mı yaratıldı? Dünyada yaratılmış olan her şeyin bir amacı var. Bir aracın vitesi, farları hep bir amaç için yaratılmıştır. Yemek yerken kullandığınız çatalın, radyonun üzerindeki bir düğmenin, saatin, bir kapının kulbunun, anahtarın her birinin bir varlık amacı vardır. Okumak için kullandığınız gözlük, aracınızın havalandırması hep bir gaye için var edilmişlerdir. Dünyada her şey bir amaç için varken, yalnızca insanın mı varlığının bir amacı yok? Elbette böyle bir şeyi düşünmek hiçbir mantığa sığmamaktadır.
Sayın Özkök, Yüce Allah, bir insanın sahip olduğu 100 trilyon hücrenin her birinin içinde bir mucize yaratmıştır. Bu olağanüstü yapıya ait sayısız detayın tek bir tanesini inceleyip çözebilmek, şu anki teknoloji ile bile tam anlamıyla mümkün olamamaktadır. Bu harika yapının yalnızca bir parçasını oluşturan muhteşem molekül DNA, içinde tam bir milyon ansiklopedi sayfasını dolduracak bilgiye sahiptir. Her bir hücre çekirdeği, her biri içinde birer milyon sayfalık bilgi bulunduran 46 ayrı DNA sarmalı ile donatılmıştır. Hatırlatmak gerekirse, 23 ciltlik "Britannica Ansiklopedisi"nin bile toplam 25 bin sayfası vardır. Yani insanın sahip olduğu milyonlarca DNA'dan yalnızca tek bir tanesi, dünyanın en büyük ansiklopedisinin 40 katı büyüklüğünde bir bilgi deposuna sahiptir.
İnsanın tek bir hücresine bir mucize yerleştiren ve bunu her bir insanda trilyonlarca kere var eden Yüce Allah'ın insanı yaratmasında ve onu bu dünya içinde ölümlü kılmasında elbetteki bir amaç vardır. Bunların hiçbiri boş bir amaç uğruna yaratılmamıştır. Yüce Allah bir ayetinde şu şekilde buyurur:
"Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Biz'e döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?" (Mümin Suresi, 115)
İnsanın dünya üzerindeki varlığı, bu dünyanın yaratılış amacına uygun olarak yalnızca imtihan içindir. İnsan, dünyada yapıp ettikleriyle imtihan olur, ahirete hazırlanır. Dünya, insanın ölümden sonraki sonsuz yaşamı için sınandığı yerdir. Rabbimiz bir ayetinde yaşamın ve ölümün amacını şu şekilde bildirmiştir:
O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır. (Mülk Suresi, 2)
Tüm bu gerçeklere kalp gözü ile, vicdanla, akılcı ve mantıklı bakan ve ruh sahibi olduğunu bilen bir insan, kendi varlığının ölüm ile sona ermeyeceğini kolaylıkla anlayacaktır. Yaratılışta muhteşem bir detay, bir süreklilik ve bir amaç vardır. Bunların tümünü yaratan ve insana Kendi Katından ruh ve anlayış bahşeden Allah, elbette bunların tümünü kusursuz olarak sonsuza kadar yaratmaya kadirdir. Yüce Allah, bir başka ayetinde ahiret yaratmasını şöyle haber vermiştir:
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Ankebut Suresi, 20)
SAYIN ADNAN OKTAR'A UYGULANAN PSİKOLOJİK SAVAŞ YÖNTEMLERİ
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Ekim 2008 tarihindeki basın toplantısını buradan izleyebilirsiniz
İNTERNETE SANSÜR HABERİNE CEVAP
Demokrasi hakaret özgürlüğü değildir. Demokrasi bize, hakarete sabır değil hakaretten kaçınmayı öğretir. Biz hakaret özgürlüğü olan bir toplum istemiyoruz. Birbirine saygılı, birbirinin hakkını gözeten bir toplum modelini özlüyoruz. Kimse hakaretin özgür olduğu bir toplumu özlemesin ve hedeflemesin. Sevginin, saygının nezaketin çok olduğu bir toplum modelini özlesin ve hedeflesin.
Eğer bir basın kurumu kendi sitesinde bir kişi hakkında yapılmış haberlere gelen olumlu yorumları itina ile yayınlamıyor, fakat aleyhteki yorumları titizlikle seçip yayınlıyorsa ve hakaret içeren bu yorumları tüm uyarılara rağmen günlerce, hatta aylarca sitesinde tutuyorsa burada özel bir durum olduğu açıktır. Bu konuyla ilgili olarak söz konusu basın kurumunun "gelen hakaret içerikli yorumlar operatörün gözünden kaçmış" gibi bir açıklamaya sığınması mümkün değildir. Operatör, olumlu haberlerle hakaretamiz haberleri birbirinden ayırt edebilecek kadar titiz davranmıştır. Öyle ki, olumlu haberlerden tek bir tanesi "yanlışlıkla bile" siteye konulmamıştır.
Şimdi bu iddiadan yola çıkarak deniyor ki, "burada hakaret içeren yorumların IP numaralarının tespit edilebilmesi için savcılığa başvurun, oradan hosting firmasına giderek bu IP numaralarının kime ait olduğunu belirleyin, ardından bu kişilerin her birini şikayet edin, bundan sonra da her birine tek tek mahkeme açın, bu mahkemelerin birer birer sonuçlanmasını bekleyin, bundan sonra eğer mahkemeler sonuçlanırsa bundan sonra sitenin ilgili merkezine gidip bu yorumların teker teker çıkarılmasını talep edin"! Olumlu haberleri bir bir eleyerek, olumsuz haberleri 18-20 gün gibi uzun bir zaman boyunca sitede yayınlamak, ardından buna önlem almak için yukarıdaki süreci tavsiye etmek elbette ki normal bir teklif değildir. Bunun uygulanması ayrıca kanunen de mümkün değildir. Bu kör yöntem tavsiye edileceğine en başından hakaret içeren yorumların elenip sitede bunlara yer verilmemesi çok daha doğru olmaz mı? Önce hakaret edecek kişileri bir bir toplayıp, bu kişilere detaylı, kapsamlı hakaret ettirip, bu hakaretlere karşı cevap hakkı tanımayıp, sonra yukarıdaki uzun aşamalardan geçerek "bu yorumları mahkeme kararıyla teker teker çıkartırın, biz sorumlu değiliz" demek yanlış bir davranıştır.
Bunun çözümü sitede hakarete izin verilmemesidir. Bu son derece açık ve basittir. İlgili haberin başına hakaretamiz yorumlara yer verilemeyeceğine dair bir ibare konulur. Ve söz konusu yorumlar siteye konmadan, operatör tarafından bir bir elenir. En kesin, en doğru ve en adaletli çözüm budur.
Bize ait internet sitelerine de örneğin Aydın Doğan hakkında ağıza alınmayacak hakaretamiz yorumlar gelmektedir. Fakat bunlar, operatörlerimiz tarafından bir bir ayıklanıp elenmektedir. Bunların hiçbirine sitelerimizde yer verilmemektedir. Şimdiye kadar hiçbir zaman bu şiddetli hakaret içeren yorumlara yer verip, Aydın Doğan'a bunlar için söz konusu kişileri teker teker tespit ettirmesini, ilgili yerlere şikayette bulunmasını, mahkemelere gitmesini ve mahkeme sonuçlarını beklemesini tavsiye etmiyoruz. Aydın Doğan'ın elinde belgelerle oradan oraya aylarca dolaşmasını, bu imkansız ve uzun sürecin her biri için koşturup durmasını önermiyoruz. Böyle bir uygulama zaten kanunen de mümkün değildir. Bizler, gelen bu yorumları sitemize hiç koymuyoruz. Bu yapılması gereken en doğru, en adaletli ve en insani davranıştır kuşkusuz. Aydın Doğan'ın yayın organlarına da aynı yöntemi izlemelerini tavsiye ediyoruz.
Türkiye'nin birlik ve beraberliğe, kardeşliğe en çok ihtiyacı olduğu günlerdeyiz. Birbirimize karşı saygı dolu, sevecenlikle yaklaşalım. Yıkıcı düşüncelerden kaçınalım.
SAYIN ÖZDEMİR İNCE,
BU KONULARI DAHA İNCE İNCE DÜŞÜNMENİZ GEREKİR.
Sn Özdemir İnce'nin dikkatine
Kuran'da dünyanın düz olduğu savunulmuyor. Aksine Bilimin hiç gelişmediği bir dönemde yaklaşık 1400 sene önce indirilmiş olan Kuran-ı Kerim'de dünyanın yuvarlak olduğunu çok açık olarak işaret eden ayetler vardır.
Herşeyden önce belirtmek gerekir ki Kuran bir bilim kitabı değil bir ahlak kitabıdır. Buna rağmen bilimi teşvik eder. Bir çok bilimsel açıklama ve bilgi daha yüzyıllar önce Kuran'da haber verilmiştir. Örneğin bilim adamları evrenin yoktan vareldiğini daha çok yakın bir zamanda ispat etmişlerdir. Oysa Kuran'da bu konu 1400 sene önce haber verilmiştir. Bilindiği gibi kainat sonsuz yoğunlukta sıfır hacimde bir noktanın patlamasından meydana gelmiştir. Sıfır hacim yokluk demektir. Yani madde zaman, enerji daha hiçbirşey yokken Allah "Ol" emriyle evreni varetmiştir. Bu gerçek Enam Suresi'nin 101. ayetinde şöyle bildirilir.
"O gökleri ve yeri yoktan varedendir..."
Evrenin genişlemesi, dünyanın dönüş yönü, güneşin gidiş istikameti, rüzgarların aşılayıcı özelliği, atmosferin katmanları, atmosferin koruyucu etkisi, dağların görevi, yağmurun oluşumu, bulutların tonlarca ağırlıkta olması, parmak izindeki kimlik, denizlerin birbirine karışmaması gibi yüzlerce ilmi konu asırlar öncesinden Kuran'da bildirilmiştir. Bunun gibi dünyanın yuvarlaklığına işaret eden ayetler vardır.
Örneğin Özdemir İnce'nin ifade ettiğinin aksine Naziat Suresinin 30. ayeti dünyanın düz olduğuna değil yuvarlak olduğuna işaret eder.
"Bundan sonra yeryüzünü serip döşedi." (Naziat Suresi: 30)
Yukarıdaki ayette "serip döşedi" olarak çevrilen "deha" kelimesi, yaymak anlamına gelen Arapça "dahv" kelime kökündendir. Dahv kelimesi, döşemek, düzeltmek anlamlarına gelse de, taşıdığı anlam bakımından basit bir döşeme fiili değildir. Çünkü bu kelimede, yuvarlak olarak düzeltmek, döşemek fiillerini tarif etmek için kullanılmaktadır.
Dahv kelimesinden türeyen diğer kelimelerde de yuvarlaklık anlamı mevcuttur. Örneğin çocukların topu yerdeki bir çukura düşürmeleri, taş atıp çukura düşürme yarışları, devekuşunun, yumurtladığı yer ve yumurtası da bu köklerden türemiş kelimelerdir.
Nitekim dünyanın şekli de bir yumurtayı andırır şekilde yuvarlaktır. Dünyanın kutuplardan basık küresel şekli, geoit olarak ifade edilmektedir. Bu bakımdan ayette "deha" kelimesinin kullanılması, Allah'ın Dünya hakkında verdiği önemli bir bilgiyi içermektedir.
Ayet dünyanın yuvarlaklığına çok açık şekilde işaret etmiştir. Ayrıca dünya yayılıp döşenmeye uygun bir mekandır. Yeryüzüne bakıldığında yayıp döşenilmeyecek bir görünümün görülmesi imkansızdır. Dünya avuç içinde bir mekan değildir, geniş ovalardan yaylalardan oluşmaktadır. Rahatlıkla yayılıp döşenmeye uygun şekilde yaratılmış bir gezengendir. Küre gibi olması yayılıp döşenmeye uygun olmadığı anlamına gelmez. Bunda şaşılacak birşey yoktur.
Kuran'da dünyanın yuvarlak olduğuna işaret eden bir diğer ayet, Zümer Suresinin, 5. ayetidir. Ayette
"Gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Geceyi gündüzün üstüne sarıp-örtüyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıp örtüyor"... diye bildirilmiştir.
Kuran'ın evreni tanıtan ayetlerinde kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekicidir. Üstteki ayette "sarıp örter" olarak tercüme edilen Arapça kelime "yukevviru"dur. Bu kelimenin Türkçe karşılığı, "yuvarlak bir şeyin üzerine bir cisim sarmak"tır. (Örneğin Arapça sözlüklerde "başa sarık sarma" gibi yuvarlak cisimleri içeren fiiller için bu kelime kullanılır.) Ayette, gecenin ve gündüzün birbirlerinin üzerlerini sarıp-örtmeleri (tekvir etmeleri) konusunda verilen bilgi, aynı zamanda Dünya'nın biçimi konusunda kesin bir bilgi içermektedir. Ayette "gecenin gündüzün etrafına sarılması" ifade edilirken aynı zamanda "gündüzün de gecenin üzerine sarıldığı" ifade edilmektedir. Gece ile gündüzün oluşma sebebi ise dünyanın küremsi yapısıdır. Ancak dünyanın yuvarlak olması durumunda bu ayette ifade edilen fiil gerçekleşebilir. (Allah en doğrusunu bilir)
Sayın Aydın Doğan,
Size bağlı yayın organlarında son dönemlerde yoğun olarak komünizmin, faşizmin, vahşi kapitalizmin, emperyalizmin ve bütün terör eylemlerinin kökeni ve temel dayanağı olan Darwinizm'i sahte bir gayret içinde savunan yazılar çıkmaktadır. Söz konusu yazılarla ilgili olarak aşağıdaki hususların önemle değerlendirilmesi gerekmektedir:
- Cumhuriyetin temel değerlerinden olan bilimsel görüşü Harun Yahya savunmaktadır. Bir safsata olduğu artık tüm dünya tarafından bilinmekte olan Darwinizm yalanını savunan ise size bağlı olan yayın organlarıdır.
- Darwinizm bir pagan dinidir, putperest bir inançtır; bilim değildir. Biyoloji, tıp, paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik alanında bulunan tüm bulgular evrimi çürütmüş ve yok etmiştir. Dolayısıyla bu safsataya bilimsel bir kılıf uydurmaya çalışmak ve bu şekilde Türk insanını yanıltmak, samimi düşünceye yakışmamaktadır.
- Evrim bir dogmadır, Yaratılış ise bir gerçektir. Bu dogmanın dayatılması, Sümer devrinden kalma sapkın bir inancın zorla insanlara kabul ettirilmeye çalışılması, bunun için kanunlar yoluyla resmi bir baskı uygulanması, bilime, insan haklarına ve gerçekçi düşünceye tamamen aykırıdır.
- İngiliz kilisesinin Darwin'den özür dilemesi, zannedildiği gibi evrimin lehinde bir uygulama değildir. İngiliz kilisesinin o devirde her konuda bağnaz hareket ettiği bilinmektedir. Yıllarca kilise, her türlü öneriye, bilimsel de olsa, safsata da olsa bağnazlıkla yaklaşmıştır. Dolayısıyla 19. yüzyılda kilisenin evrim safsatasına da yaklaşımı bağnazca olmuştur. Özür dileyerek kilise, yalnızca, her konuda göstermiş olduğu bağnazlığı bertaraf etmeye çalışmaktadır.
- Asıl olarak Darwinist diktatörlüğün tüm dünyadan özür dilemesi gerekmektedir:
- Anti-Darwinist kitapları yasakladığı ve yaktırdığı,
- karşıt görüşe müsade etmediği,
- karşıt görüşteki bilim adamlarını görevinden aldığı,
- öğrencileri üniversite sınavlarında bu teorinin lehinde cevap vermeye zorladığı,
- sayısız sahte fosil ile dünyayı aldattığı,
- Kambriyen fosillerini 70 yıl boyunca sakladığı ve halen bulunan her fosili Yaratılışı ispat ettiği için saklamaya devam ettiği,
- tek bir proteinin tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu insanlardan gizlediği,
- insanın hayali evrimine delil olarak yalnızca sahte kafatası fosilleri sunduğu,
- mutasyonların evrimleştirdiği yalanını insanlara yıllarca dayattığı,
- ve yıllarca insanları aleni sahtekarlıklarla aldattığı, tek yanlı yalan ve safsataya kapı açtığı ve bütün insanlara bu safsatayı yayıp insan haklarına karşı geldiği için ASIL DARWİNİST DİKTATÖRLÜK TÜM DÜNYADAN ÖZÜR DİLEMELİDİR.
- Sayın Aydın Doğan, cumhuriyetçi olduğunuzdan, demokrasiden bahsediyorsunuz. Fakat dünyada geniş yankı uyandıran, bilimsel deliller içeren Yaratılış Atlası isimli kitabın Avrupa konseyi tarafından yasaklanmasını destekliyor ve bu yönde var gücünüzle çaba gösteriyorsunuz. Buna karşılık Richard Dawkins'in hakaret dolu kitabının ve yazılarının mahkeme kararıyla yasaklanmasına karşı çıkıyorsunuz. Bu, dürüstlüğe yakışmayan, samimiyetsiz bir tutumdan başka bir şey değildir.
- Şunu hatırlatmak gerekir ki, Harun Yahya'nın Yaratılış Atlası kitabına itiraz niteliğinde yazılan tüm yazılar ve kitaplar, Atlas'ın çok iyi birer tanıtımı haline gelmiştir. Gösterilen bu karşı çabalar, Atlas'ta verilen bilimsel delillerin çok daha detaylı incelenmesini ve vurucu yönlerin daha açık dile getirilmesini sağlamıştır. Ayrıca söz konusu yayınlarda, Darwinist savunmanın cılızlığı, güçsüzlüğü de her defasında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yaratılış Atlası'ndaki güçlü bilimsel delillere karşı bu güçsüz savunma, teorinin yıkılıp gittiğinin en önemli göstergelerinden biri olmuştur.
- Darwinist yayınlarda verilmiş olan delillerin boşluğu, mantıksızlığı, Darwinistlerin kendilerini savunmak için geniş çaplı safsatalara başvurmaları, insanların evrimin bir yalan olduğuna daha fazla kanaat getirmelerini sağlamıştır. Yaratılış Atlası'nı eleştiren yayınları okumak bile Darwinizm'in geçersizliğini anlamak için yeterli olmaktadır. Görüldüğü gibi Harun Yahya, bu yönden de tüm dünyada etkilidir.
- Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen ve yine tüm dünyanın hayranlıkla izlediği Yaratılış Atlası eserinin dünya çapındaki sarsıcı etkisinin kuşkusuz ki siz de farkındasınız. BU GÜÇLÜ ESER, TÜM DÜNYADA EVRİMİ YERLE BİR ETMİŞTİR. Yaratılış Atlası'nın dünya çapındaki etkisinin Avrupa ve Amerika basınında nasıl hararetle dile getirildiğini bütün dünya bilmektedir.
Sayın Aydın Doğan,
Faşist, terörist, komünist liderlerin Darwin'i ve Darwinizm'i öven sözleri tüm dünya tarafından bilinmektedir:
- Karl Marx: "Darwin'in yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor."
- Lenin: "Marx'ın teorisinin tümü, evrim teorisinin en tutarlı, en tam, en düşünülmüş ve özlü biçimiyle çağdaş kapitalizme uygulanmasıdır."
- Bebek katili Abdullah Öcalan: "Genelde insan dışı tüm canlı varlıklarda süren doğal evrim süreci, insan toplumunda kendi kavrama ve ifadesiyle bilinçlice sürdürülmektedir. İnsan türünün Homo Sapiens türünde günümüzün dil yapısına yol açan kavrama sürecindeki sıçrama, iradeli toplum oluşumlarına sıçratma imkanı vermiştir. Yabanıl toplum aşamasında insan grupları bir nevi gelişkin hayvan topluluklarının düzeyini yaşıyordu..."
Bebek katili Öcalan da, Karl Marx da, Lenin de Darwinizm'i savunmakta, siz de savunmaktasınız. Bu size de tuhaf gelmiyor mu?
Lenin, Darwinizm'den güç bularak şu terör talimatlarını vermiştir: "Polisleri askerleri, devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkartmak... Devletin hazinelerinden paraları almak... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, insanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsunlarındandır."
Bebek katili Abdullah Öcalan ise terörist eylemlerinin kaynağını şu şekilde açıklamıştır: "PKK Marksizm-Leninizm geleneğine uygun bir gelişme yaşamıştır. Bundan sonrası açık ki etle tırnak gibi birbirinden ayrılmayan bu miras üzerine gerçekleşecektir."
Bebek katili de Lenin'in fikirlerini savunuyor. Bu size de ilginç ve anormal gelmiyor mu?
Sayın Aydın Doğan,
Madem Darwinizm bu kadar güçlüydü, acaba neden bir anda bu kadar perişan bir duruma düştü? Israrla savunduğunuz 150 yıllık bu yalan, acaba neden 150 günde perişan oldu? Acaba neden yıllarca tüm dünyayı aldatmış olan sahte bir teori, Harun Yahya'nın tek bir darbesi ile darmakeşan hale gelip yerle bir oldu? Acaba neden bir anda Avrupa ve Amerika'da ülkeler Darwinizm'in derin ve köklü çöküşünden, yıkılışından bahsetmeye, bunu ister istemez kabul etmeye başladılar?
Bunun nedeni Yaratılış Atlası'nın tüm dünyada bomba etkisi yaratmış olması, kesin ve reddedilemez bilimsel delillerle büyük bir yalanı ortadan kaldırmasıdır. Evrim teorisinin çöktüğü gerçeğini ülkemiz de, tüm dünya da Yaratılış Atlası ile kabul etmiş durumdadır. Artık Darwinist dayatma bir sonuç vermemektedir. Şimdiye dek olduğu gibi, şimdiden sonra da Darwinizm'le savaşa yönelik yapacağınız her türlü aleyhte yayın, gösterilen diğer cılız çabalarda olduğu gibi her zaman insanların daha fazla Yaratılış Atlası'na yönelmelerine ve Yaratılış gerçeğinin çok daha geniş çaplı bir kabul görmesine neden olacaktır.
Sayın Aydın Doğan,
Cumhuriyetin temel değerlerinden olan bilimsel görüşü Harun Yahya savunmaktadır. Bir safsata olduğu artık tüm dünya tarafından bilinmekte olan Darwinizm yalanını savunan ise size bağlı olan yayın organlarıdır.
Darwinizm bir pagan dinidir, putperest bir inançtır; bilim değildir. Biyoloji, tıp, paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik alanında bulunan tüm bulgular evrimi çürütmüş ve yok etmiştir. Dolayısıyla bu safsataya bilimsel bir kılıf uydurmaya çalışmak ve bu şekilde Türk insanını yanıltmak, samimi düşünceye yakışmamaktadır.
Evrim bir dogmadır, Yaratılış ise bir gerçektir. Bu dogmanın dayatılması, Sümer devrinden kalma sapkın bir inancın zorla insanlara kabul ettirilmeye çalışılması, bunun için kanunlar yoluyla resmi bir baskı uygulanması, bilime, insan haklarına ve gerçekçi düşünceye tamamen aykırıdır.
İngiliz kilisesinin Darwin'den özür dilemesi, zannedildiği gibi evrimin lehinde bir uygulama değildir. İngiliz kilisesinin o devirde her konuda bağnaz hareket ettiği bilinmektedir. Yıllarca kilise, her türlü öneriye, bilimsel de olsa, safsata da olsa bağnazlıkla yaklaşmıştır. Dolayısıyla 19. yüzyılda kilisenin evrim safsatasına da yaklaşımı bağnazca olmuştur. Özür dileyerek kilise, yalnızca, her konuda göstermiş olduğu bağnazlığı bertaraf etmeye çalışmaktadır.
Asıl olarak Darwinist diktatörlüğün tüm dünyadan özür dilemesi gerekmektedir:
Anti-Darwinist kitapları yasakladığı ve yaktırdığı,
karşıt görüşe müsade etmediği,
karşıt görüşteki bilim adamlarını görevinden aldığı,
öğrencileri üniversite sınavlarında bu teorinin lehinde cevap vermeye zorladığı,
sayısız sahte fosil ile dünyayı aldattığı,
Kambriyen fosillerini 70 yıl boyunca sakladığı ve halen bulunan her fosili Yaratılışı ispat ettiği için saklamaya devam ettiği,
tek bir proteinin tesadüfen oluşmasının imkansız olduğunu insanlardan gizlediği,
insanın hayali evrimine delil olarak yalnızca sahte kafatası fosilleri sunduğu,
mutasyonların evrimleştirdiği yalanını insanlara yıllarca dayattığı,
ve yıllarca insanları aleni sahtekarlıklarla aldattığı, tek yanlı yalan ve safsataya kapı açtığı ve bütün insanlara bu safsatayı yayıp insan haklarına karşı geldiği için asıl Darwinist diktatörlük tüm dünyadan özür dilemelidir.
Sayın Aydın Doğan, cumhuriyetçi olduğunuzdan, demokrasiden bahsediyorsunuz. Fakat dünyada geniş yankı uyandıran, bilimsel deliller içeren Yaratılış Atlası isimli kitabın Avrupa konseyi tarafından yasaklanmasını destekliyor ve bu yönde var gücünüzle çaba gösteriyorsunuz. Buna karşılık Richard Dawkins'in hakaret dolu kitabının ve hakaret dolu yazılarının mahkeme kararıyla yasaklanmasına karşı çıkıyorsunuz. Bu, dürüstlüğe yakışmayan, samimiyetsiz bir tutumdan başka bir şey değildir.
Şunu hatırlatmak gerekir ki, Harun Yahya'nın Yaratılış Atlası kitabına itiraz niteliğinde yazılan tüm yazılar ve kitaplar, Atlas'ın çok iyi birer tanıtımı haline gelmiştir. Gösterilen bu karşı çabalar, Atlas'ta verilen bilimsel delillerin çok daha detaylı incelenmesini ve vurucu yönlerin daha açık dile getirilmesini sağlamıştır. Ayrıca söz konusu yayınlarda, Darwinist savunmanın cılızlığı, güçsüzlüğü de her defasında bir kez daha ortaya çıkmıştır. Yaratılış Atlası'ndaki güçlü bilimsel delillere karşı bu güçsüz savunma, teorinin yıkılıp gittiğinin en önemli göstergelerinden biri olmuştur.
Darwinist yayınlarda verilmiş olan delillerin boşluğu, mantıksızlığı, Darwinistlerin kendilerini savunmak için geniş çaplı safsatalara başvurmaları, insanların evrimin bir yalan olduğuna daha fazla kanaat getirmelerini sağlamıştır. Yaratılış Atlası'nı eleştiren yayınları okumak bile Darwinizm'in geçersizliğini anlamak için yeterli olmaktadır. Görüldüğü gibi Harun Yahya, bu yönden de tüm dünyada etkilidir.
Bütün dünyanın gözleri önünde gerçekleşen ve yine tüm dünyanın hayranlıkla izlediği Yaratılış Atlası eserinin dünya çapındaki sarsıcı etkisinin kuşkusuz ki siz de farkındasınız. Bu güçlü eser, tüm dünyada evrimi yerle bir etmiştir. Yaratılış Atlası'nın dünya çapındaki etkisinin Avrupa ve Amerika basınında nasıl hararetle dile getirildiğini bütün dünya bilmektedir:
Fransa:
Atlas, soğuk duş etkisi yaptı. (Science et Vie)
"Darwin'i Kurtarın" (Le Point)
Milli eğitime bağlı SVT müfettişi Dominique Rojat: "Bu konu hakkında, Müslüman kaynaklı olarak düzenlenmiş ilk büyük olaydır bu". (Science et Vie)
Demek ki yaratılışçılık, göz ardı edilemez bir başarı ile bütün dini inanışları etkilemiş durumda. (Science et Vie)
Tek bir hamlede tam bir panik gerçekleştirdi. (La Liberation)
Fransızlar bu yazılı sürprizle Şubat ayında istilaya uğradılar. (20 Minutes)
Çok sayıda üniversiteden uzman 2007 yılı sonunda bir bildiri imzaladılar. Bu bildiride, Darwin'in evrim teorisini reddeden Yaratılış Atlası isimli eserin ... ardından, yaratılışçı fikirlerin yayılışı tehlikesi belirtiliyordu... Özellikle Müslüman öğrencilerin, türlerin kökeni teorisinde biyoloji öğretmenleri ile gittikçe daha net bir şekilde ters düştüklerini ortaya koydu. (Le Monde)
2007 yılındaki en etkileyici olay Müslüman dünyasından gelen yaratılışçı açılım oldu. (La Liberation)
Bir Paris lisesinde yaşam ve yer bilimleri öğretmeni Adeline Lecot: "... karşı çıkışları eskiye göre çok daha kesinleşti. İki sınıfımda 5 tane çok katı anti-evrimci öğrencim var. Bazıları çok iyi öğrenciler. Cevaplarını, internette buldukları Harun Yahya'ya ait delilleri referans alarak çok daha gözüpek bir şekilde delillendiriyorlar." (Science et Vie)
Yaşam ve yer bilimleri bölümü duayenlerinden olan Milli Eğitim genel müfettişi Annie Mamecier'ye göre: "Bazen öyle durumlar oluyor ki; lise öğrencileri imtihan kağıtlarına, evrim teorisi ile ilgili sorulara kendilerine derste öğretildiği şekliyle cevap verdiklerini, ancak kendilerinin evrim teorisine inanmadıklarını yazıyorlar." (Science et Vie)
Belçika:
(Yaratılış Atlası) konuyla ilgili politik yetkililer ve eğitimciler arasında büyük bir telaşa yol açtı. (Le Soir)
(Yaratılış Atlası) karşısında, Avrupalı kütüphaneler şaşkına döndüler... Bir kitabın yakılacak bölümüne gönderilmesinin anlamı, onun şok edici bir içeriğe sahip olduğunun göstergesiydi. (Le Soir)
Yaratılışçılık yelkenler fora hızla ilerliyor.... Geçen sene Fransız okullarına dağıtılan Yaratılış Atlası'nı hatırlamakta yarar var. Harun Yahya müstear ismiyle yazan Türk kökenli yazar Adnan Oktar, 800 sayfalık tuğla gibi kitapta, Kuran'ı temel alarak evrim teorisini reddediyor. (La Libre Belgique)
İngiltere:
...bu kitap ortaya çıkmadan önce kimsenin Avrupa'da güç kazanan Müslüman yaratılışçılığından haberi yoktu... Son derece net olan durum şudur; Yaratılışçılık gerçekten de Avrupa'ya gelmiştir... Bu yüzden bunu çok ciddiye almamız gereklidir... Şimdiye kadar gördüklerimiz sadece bir başlangıçtan ibaret! (New Humanist)
... Yaratılışçılık yani Darwin'in evrim teorisinin reddedilişi Avrupa'da yükselmektedir... (Avrupa Konseyi) Raporu, dikkatini yeni bir fenomene odaklamıştır; Müslüman yaratılışçılığın yükselişine! Burada baş şahsiyet Türk Müslüman yaratılışçı olan ve Harun Yahya müstear adıyla yazan Adnan Oktar'dır. (New Humanist)
Avrupa'da Müslüman yaratılışçığa olan inanç büyük bir gümbürtü koparmaktadır... (New Humanist)
Yaratılış Atlası'nın neden olduğu şok... (New Humanist)
Almanya:
Kitabın gençlere kuvvetli bir darbe etkisi yapacağı düşünülüyor. (Süddeutsche Zeitung)
Fransa Eğitim Bakanlığı DEHŞETE KAPILARAK kitabın derslerde okutulmaması yönünde çağrıda bulundu. (Die Welt)
Harun Yahya'nın ilmi çalışmalarının anlatıldığı haberin başlığı, "DARWIN'IN AVRUPA'DA İŞİ ZOR"! (Nurnberg)
Gökgürültüsü gibi patlayan kitap! (Stern)
Müslümanlar da Darwin'e karşı Haçlı Seferi düzenliyor ve Yaratılış teorisi Türkiye'de yeni taraftarlar kazanıyor." (DerSpiegel)
Adnan Oktar evrim karşıtı Yaratılışçılığın EN YIKICI ETKİYE SAHİP OLAN savunucularından biri... (Kölner Stattanzeiger)
İsviçre:
... Şimdi bütün İsviçre bu konuyu (Yaratılış Atlası) konuşuyor. Hem de büyük bir heyecan ve coşku içinde... (Blick)
Amerika'da, yaratılışçılık okullarda okutuluyor! Avrupa'da propaganda tam rayına oturmuş: olağandışı bir Atlas tüm İsviçre'yi istila etti! (Le Matin)
Darwin'in teorisini çöpe atan Harun Yahya! (Le Courier)
Hollanda:
Yaratılış Atlası Avrupa'da Büyük bir tufan oluşturdu. (Radyo Netherlands)
Danimarka:
Anti-Darwinist Bombardıman: Evrim teorisine karşı gerçekleştirilen uluslararası kampanya, Danimarka'yı vurdu.
Harun Yahya, kendisinin de söylediği gibi, çok açık biçimde artık Avrupa'yı fethetmek üzere olan kampanyasından çok iyi sonuç almış durumda....Darwin'in teorileri, sonunda kesin bir yenilgiyle yüz yüze. (Politiken)
İtalya:
"Darwin Elveda!" "Fransa daha ne kadar dayanabilecek?" (Dragor)
İskoçya:
İslami Yaratılışçı Kitap İskoç Üniversitelerini Vurdu. (The Sunday Herald)
Polonya:
Anti Darwinist eğitim kitabı, otoriteleri şok etti! (Interia)
Kanada:
Avrupa'da insanlar Amerika'daki evrim tartışmaları karşısında başlarını kaşımakla yetinirlerdi; oysa şimdi alarma geçtiler... Konseyin alarma geçmesine... İslami yaratılışçı çalışmalar sebep oldu. Rapora göre Yaratılış Atlası adındaki Türk kitap Fransa, İsviçre, Belçika ve İspanya'da okullara gönderildi. Yazar ve İslami vaiz olan Harun Yahya, Darwinizm'i, "Şeytanın hilesi" olarak isimlendiriyor... Büyük endişe mi? Evet... (CBS News)
ABD
Yaratılış Atlası kitabını öğretmenlere ve araştırmacılara postaladığı zaman, uluslararası bazda manşetlere taşındı... Bu eğilim devam ederse araştırmacılar... evrimi gelecek nesillere öğretemeyeceklerinden korkuyorlar... (Current Biology)
Sayın Aydın Doğan,
Madem Darwinizm bu kadar güçlüydü, acaba neden bir anda bu kadar perişan bir duruma düştü? Israrla savunduğunuz 150 yıllık bu yalan, acaba neden 150 günde perişan oldu? Acaba neden yıllarca tüm dünyayı aldatmış olan sahte bir teori, Harun Yahya'nın tek bir darbesi ile darmakeşan hale gelip yerle bir oldu? Acaba neden bir anda Avrupa ve Amerika'da ülkeler Darwinizm'in derin ve köklü çöküşünden, yıkılışından bahsetmeye, bunu ister istemez kabul etmeye başladılar?
Bunun nedeni Yaratılış Atlası'nın tüm dünyada bomba etkisi yaratmış olması, kesin ve reddedilemez bilimsel delillerle büyük bir yalanı ortadan kaldırmasıdır. Evrim teorisinin çöktüğü gerçeğini ülkemiz de, tüm dünya da Yaratılış Atlası ile kabul etmiş durumdadır. Artık Darwinist dayatma bir sonuç vermemektedir. Şimdiye dek olduğu gibi, şimdiden sonra da Darwinizm'le mücadele eden yayınlara karşı yapacağınız her türlü aleyhte yayın, gösterilen diğer cılız çabalarda olduğu gibi her zaman insanların daha fazla Yaratılış Atlası'na yönelmelerine ve Yaratılış gerçeğinin çok daha geniş çaplı bir kabul görmesine neden olacaktır.
Özdemir İnce'ye Cevap:
Sayın Özdemir İnce,
Köşenizde yazdığınız Yaratılış Atlası'na yönelik yazı ile ilgili olarak;
Her şeyden önce bu oldukça faydalı tanıtım için teşekkür ederiz. Bu yazı, Yaratılış Atlası'nın etkisini 3-5 misli daha da artırdı. Bu tip yazılar genellikle Atlas'ta sunulmuş olan delillerin detaylarının ortaya çıkması ve önemli noktaların vurgulanması açısından oldukça faydalı oluyor. Yaratılış Atlası'na itiraz amaçlı yazılmış olan yazıları okurken insanlar bu değerli eseri inceliyor ve evrimin yıkıldığına daha fazla kanaatleri geliyor. Bu yazıları yazanlar, kitabı reddedeyim derken aslında Yaratılışı savunur hale geliyorlar. Yaratılış gerçeğini savunanlar tavsiyelerde bulunsalar belki bu kadar etkili olmayabilir. Ama siz bunu Hürriyet'te, yani bir Darwinizm yanlısı yayında söyleyince Harun Yahya'nın sitelerine girişler çok fazla sayıda arttı. Bu sebeple tarih sizi kutlayacak!
Bu arada bilmediğiniz önemli bir şey var: TEK BİR TANE BİLE ARA FOSİL YOK! Aydınlık gazetesinin ve Marksistlerin çıkarttığı kitaplar, sizin zannettiğiniz gibi bu gerçeği örtbas edemez. Bu iş Bilim Ütopyacıların çıkarttığı dergilerle de olmaz. Çökmüş bir teori, bu cılız yayınlarla tekrar dirilemez.
Şu an Yaratılış Atlası'nın etkisi dünya çapında hızla artıyor. Bu konudaki hizmetinizden dolayı sizi tebrik ederiz. Belki o niyetle yapmadınız ama sitenin girişlerinin 150 binden 450 bin'e çıkmasında büyük katkınız oldu. Belki tek siz değilsiniz, sizin gibi yayınlar yapan başkalarının da bu konuda katkısı olmuştur. Sizi teşekkür ve takdir ediyoruz.
Dilerseniz, Türkiye'de dışarı çıkıp karşılaştığınız insanlara sorun, Taksim'de, Eminönü'nde, Kadıköy'de gelişigüzel halka sorun. Kaç kişinin evrime inanıp inanmadığını yoklayın. Çok net cevaplar alacaksınız. İnsanların artık Darwinizm'e inanmadıklarını anlayacaksınız.
Yaratılış Atlası'nın Türkiye'de olduğu gibi dünyada da güçlü etkisi olduğuna dair size biraz bilgi verelim:
Yaratılış Atlası'nın ardından dünyaca ünlü yayın organlarında yapılan bazı anketlerin sonuçları şu şekildedir:
Fransız Science Actualités sitesi tarafından gerçekleştirilen anket sonucuna göre, Fransa halkının %92'Sİ EVRİME İNANMAMAKTADIR.
Almanya'nın en önemli yayınlarından Die Welt gazetesinin internet sitesinde sorulan "Size göre yaşam nasıl oluştu?" sorusuna katılımcıların %86'SI "ALLAH YARATTI" ŞEKLİNDE CEVAP VERMİŞTİR.
Danimarka'nın yüksek trajlı Ekstra Bladet gazetesinin internet sitesindeki anket sonucuna göre, DANİMARKA HALKININ %88'İ İNSANLARIN MAYMUNDAN GELDİĞİNE İNANMAMAKTADIR.
Almanya'nın en büyük gazetelerinden Süddeutsche Zeitung'un internet sitesinde yapılan ankete göre, ALLAH'A İNANANLARIN ORANI %87'DİR.
İsviçre'nin yaygın okunan gazetelerinden Blick'in internet sitesindeki anket sonucuna göre, YARATILIŞA İNANANLARIN ORANI %85'DİR.
Bu sonuçların yanı sıra Atlas'ın etkisiyle ilgili Avrupa ve Amerika basınında çıkan çeşitli haberler de şu şekilde olmuştur:
Atlas, SOĞUK DUŞ etkisi yaptı. (Fransa - Science et Vie)
"Darwin'i Kurtarın" (Fransa - Le Point)
Tek bir hamlede TAM BİR PANİK gerçekleştirdi. (Fransa - La Liberation)
2007 yılındaki en etkileyici olay MÜSLÜMAN DÜNYASINDAN GELEN YARATILIŞÇI AÇILIM oldu. (Fransa- 20 Minutes)
(Yaratılış Atlası) konuyla ilgili politik yetkililer ve eğitimciler arasında BÜYÜK BİR TELAŞA yol açtı. (Belçika - Le Soir)
(Yaratılış Atlası) karşısında, Avrupalı kütüphaneler şaşkına döndüler... Bir kitabın yakılacak bölümüne gönderilmesinin anlamı, onun şok edici bir içeriğe sahip olduğunun göstergesiydi. (Belçika - Le Soir)
...bu kitap ortaya çıkmadan önce kimsenin Avrupa'da güç kazanan Müslüman yaratılışçılığından haberi yoktu... Son derece net olan durum şudur; YARATILIŞÇILIK GERÇEKTEN DE AVRUPA'YA GELMİŞTİR... Bu yüzden bunu çok ciddiye almamız gereklidir... Şimdiye kadar gördüklerimiz sadece bir başlangıçtan ibaret! (İngiltere - New Humanist)
Yaratılış Atlası'nın neden olduğu ŞOK... (İngiltere - New Humanist)
Kitabın gençlere kuvvetli bir DARBE ETKİSİ yapacağı düşünülüyor. (Almanya - Süddeutsche Zeitung)
Adnan Oktar evrim karşıtı Yaratılışçılığın EN YIKICI ETKİYE SAHİP OLAN savunucularından biri... (Almanya - Kölner Stattanzeiger)
... Şimdi bütün İsviçre bu konuyu (Yaratılış Atlası) konuşuyor. Hem de büyük bir heyecan ve coşku içinde... (İsviçre - Blick)
Amerika'da, yaratılışçılık okullarda okutuluyor! Avrupa'da propaganda tam rayına oturmuş: olağandışı bir ATLAS TÜM İSVİÇRE'Yİ İSTİLA ETTİ! (İsviçre - Le Matin)
Darwin'in teorisini ÇÖPE ATAN Harun Yahya! (İsviçre - Le Courier)
Yaratılış Atlası Avrupa'da Büyük bir TUFAN OLUŞTURDU. (Hollanda - Radyo Netherlands)
Anti-Darwinist Bombardıman: Evrim teorisine karşı gerçekleştirilen uluslararası kampanya, Danimarka'yı vurdu. Harun Yahya, kendisinin de söylediği gibi, çok açık biçimde artık Avrupa'yı fethetmek üzere olan kampanyasından çok iyi sonuç almış durumda....Darwin'in teorileri, sonunda KESİN BİR YENİLGİYLE yüz yüze. (Danimarka - Politiken)
"DARWİN ELVEDA!" "Fransa daha ne kadar dayanabilecek?" (İtalya - Dragor)
İslami Yaratılışçı Kitap İSKOÇ ÜNİVERSİTELERİNİ VURDU. (İskoçya - The Sunday Herald)
Anti Darwinist eğitim kitabı, OTORİTELERİ ŞOK ETTİ! (Polonya - Interia)